|
Lokmacı Kapısı evlat, Ledra Palas üvey evlat |
|
Hasan Hastürer
|
|
13 Mayıs 2008, Salı |
|
Yetkililerin kendilerine göre “daha ciddi, daha büyük işleri” olabilir. Ama unutulmasın ki Lokmacı’nın açılışından yararlanamayan surlar için esnafı, Lokmacı civarındaki hareketliliği buruk bir duygusallıkla izliyor. Ledra Palas kapısı civarı bir anda adeta ekonomik karanlığa büründü. Oradaki insanlarımızın sıkıntısı daha da büyük. Lütfen yetkililer kendilerini bu insanların yerine koyarak düşünsün. O zaman çare üretmenin ne kadar önemli olduğu anlaşılır. |
|
Devamini oku...
|
|
SAYGISIZLIK YAPMAK İSTEMİYORUZ |
|
Esref Çetinel
|
|
13 Mayıs 2008, Salı |
Sn. Denktaş kırk yıl uğraştı başaramadıydı. Eğer Sn. Talat başarır ve de Kıbrıs siyasi sorununun çözümünün altına imzasını atarsa… Dünysal bir olayın, işte o zaman dünyasal “lideri” olacak. Tutsun diye dua ediyor. Hristofyas’lı takım çalışma gruplarında tıkanıklık var, tümden uzlaşıya varılmadan kapsamlı görüşmeler başlamaz, gerekirse erteleme olmalıdır dedikçe Sn. Talat, bazı konularda tam anlaşma sağlanamayacaksa da benim çözüm umudum bakidir diyor. Hangi sorunlarda uzlaşıya varamıyorlar sorusuna gelince: Önce hangilerinde uzlaştılar açıklasınlar, sonra konuşuruz. Çünkü kahve telvelerine bakıp yorum yapmayı, dört beş kişi de olsalar okuyucularımıza karşı saygısızlık sayıyoruz. |
|
Devamini oku...
|
|
Flamenko, Franko ve İspanya... |
|
Hasan Kahvecioglu
|
|
12 Mayıs 2008, Pazartesi |
|
(ZARAGOZA- İSPANYA) Madrid’in; bir botanik bahçesini andıran “Atocha” garından kalkan trende, gencecik İspanyol kız “Lo Siento Senyor” diye seslenince, dışarıdaki sağnak yağmura odaklanmış olan keyfim yarıda kaldı... Avrupa Gazeteciler Örgütü’nün üyeleri olarak “Expo 2008” fuarına katılmak üzere Zaragoza’ya gidiyoruz... Tren görevlisi kızın verdiği kulaklığı taktım... Ünlü Flamenko şarkıcısı Juan Pena’nın yeni çıkan albümünden bir parça çalıyordu... İspanyol kıza “Kim bu adam?” diye sorduğumda, trende dağıtılan İspanyolların yüksek tirajlı “El Pais” gazetesinin İngilizce ekini bulup getirdi... 66 yaşındaki Juan Pena (El Rebrijano diye de biliniyor.) Gabriel Garcia Marquez’in eserlerinden derlediği sözleri bestelemiş bu otuz beşinci albümünde... Nobel ödüllü Kolombiyalı yazarı Türk okurlar, daha çok 10 milyon adet satmış olan “Yüzyıllık Yalnızlık” adlı romanından tanıyorlar... |
|
Devamini oku...
|
|
KURAKLIK MI DENETİMSİZLİK Mİ |
|
Özcan Özcanhan
|
|
12 Mayıs 2008, Pazartesi |
|
Ülkemizin yağışsız ve oldukça kurak geçirdiği mevsim sonucu çiftcimizin, hayvancımızın , üreticimizin zor günler yaşadığı biliniyor. Bir yanda petrol, su, elektrik ve bazı gıda maddelerine getirilen zamlar da sıkıntılara tuz biber ekiyor. İşittiğim şikayetler üzerine, Sayın Mustafa Naimoğlunu (Hayvan üreticileri birliğinin başkanını) telefoniyen aradım. Sorduğum birkaç soruya verdiği yanıtlar çok çarpıcı. “Karpaz bölgesine neden kuraklık ödemeleri yapılıyor. Oralarda nisbeten ekin oldu. Saman balalarını karaborsaya döktüler. Mesarya kan ağlıyor. Fırsatcılar, Hayvan üreticisine daha önce 2 YTL ye sattıkları küçük blok balayı şimdi 7-8 YTl ye, önceleri 30 YTL ye verdikleri büyük balayı 150 YTL ye satıyorlar. Hayvan üreticisi daha önce de yaşanan kuraklıklara göğüs germiştir, başarmıştır. Ama şimdi denetimsizlik sonucu mahvoluyor. Arpanın tonu 270 YTL idi, şu anda 427 YTL ye satılıyor. Hayvan besleyicileri bu ağır yükün altından nasıl kalkacak. Mecburen hayvanlarını elden çıkartmaya bakıyor. Kasaplar da bundan azami yararlanıyor” |
|
Devamini oku...
|
|
AB ye yakışır bir BANDABULYA |
|
Ezcan Özsoy
|
|
12 Mayıs 2008, Pazartesi |
|
YAZIYORUM Pislik götürüyor her tarafı... Güya tamir edilecekti, esnaf bekliyor... AB'li ziyaretcilerin değil, asıl oranın gerçek kullanıcısı olan fakir fukaranın ihtiyacı var bu tamirata... Yılladır bir de belediye meclis üyesi barındırıyor içerisinde... Başkan yurtdışında olduğu zamanlarda asbaşkanlık yapma şerefine de nail olabilmiş... Ancak, bakıyoruz yanıbaşındaki camlara, çamurdan dışarısı görünmüyor... Yeni inşa edilmiş belediye sarayının camları da dışardan içerisi görünmeyen cinsten ULTRAVİYOLE, bunlar ULTRA BAKTERİYOLE... |
|
Devamini oku...
|
|
Tamer Öncül
|
|
09 Mayıs 2008, Cuma |
|
Gazete sayfaları, TV ekranları birilerine bir şeyler pazarlamak için çırpınanların çabalarını nasıl artırdığına tanıklık eden reklamlarla dolup taşıyor… “EN KUTSAL SEVGİ”nin sömürülmesinden hareket ediyor bu reklamlar… “Anneniz Bunu Hak Ediyor”… “Annelere Özel Kampanya”… “Herkes Annenize Özenecek…” vb. sloganlarla başlayıp; kendi malını öven reklamlarla doluyor sayfalar; ekranlar… Bu reklamların tümünde öne çıkarılan, övgüler düzülen “MAL”dır… Analığa övgü yok… Aksine aşağılama var… |
|
Devamini oku...
|
|
Nezihi Beyaz
|
|
07 Mayıs 2008, Çarşamba |
Bu kadar federasyon varken ülkede tek konuşulan spor dalı futbol. "Haspa çıkarsın, konuşulsun" diyeceğim ama konuşulan da bizim futbolumuz değil, Türkiye veya dünya futbolu. Demek ki küçük yerlerin kaderi bu. Baksanıza; Geçen gün Lig TV’de (Sivas-Galatasaray maçı öncesi) bir Sivas’lıyı izliyorum, düşünün Sivas olası bir galibiyetle şampiyonluk yarışında büyük bir avantaj kazanacak, en azından Şampiyonlar Ligi rüyasını gerçekleştirme şansı yakalayacak, adam aynen şöyle konuşuyor mikrofonlara “ben aslında Galatasaray’lıyım ama Sivas’ın yenmesini de isterim” Utancından haaa... Eminim maç sonrasında dıştan timsah gözyaşları dökerken, için için sevinmiştir Galatasaray'ın yendiğine. |
|
Devamini oku...
|
|
Kıbrıs Sorununda Suçlu Kim? -1- |
|
Salih Mehmet Ersoy
|
|
06 Mayıs 2008, Salı |
Kıbrıs sorunu gündeme geldiği zaman, bazılarına göre suçlu sandalyesine oturması gerekenin yine bizler olduğu hususunda işkembei kûbradan ahkam kesenleri dinledikce öfke duymamamız mümkün değil. Ve sormak istiyoruz, acaba suçlu olmayan birini suçlu sandalyesine oturtmak çok mu insani bir görevdir? Çok mu adalet mevhumuyla bağdaşmaktadır? Çok mu demokratik düzenimize yaraşır? |
|
Devamini oku...
|
|
Kıbrıs Sorununda Suçlu Kim? - 2 - |
|
Salih Mehmet Ersoy
|
|
06 Mayıs 2008, Salı |
Değerli okurlarım, Bazı insanlar, birçok konuya vakıf oldukları halde konuşmaktan veya yazmaktan imtina ederler. Ancak bazı insanlar, konulara vakıf olmadıkları halde ve sadece kulaktan dolma bilgilerle konuşup yazmayı bir marifet sayıyor. Kıbrıs tarihini kirleten ENOSİS rüyası; ne yazık ki bu adada yüzyıllardır birlikte yaşayan insanların acı çekmelerine, birbirlerine kin ve nefret duygularıyla davranmalarına,ve nihayet birbirlerinden ayrılarak kendi hayatlarını yaşamalarına neden olmuştu. 1963 yılında yaşanan kanlı Noel; Makarios, Yunanlı General Karayannis, Yorgacis ve Yunanistan’ın emir ve direktifiyle hazırlanan AKRİTAS PLANI’nın uygulamaya konmasının sonucuydu. |
|
Devamini oku...
|
|
Selma Bolayır
|
|
04 Mayıs 2008, Pazar |
|
“Kurunun yanında yaş da yanar”mış.. İyimser bir yaklaşımla, kalburun üstünde kalacak olan iyilerin de var olduğunu varsaymak gerekir. Kalbur üstünde kalacak olan iyiler, kuraklık yüzünden fiatları fırlayan nohut, mercimek, fasulye gibi nimetler değil , politikacılardan söz ediyorum. Şimdilerde, keçinin Abdurrahman Çelebi yerine konduğu bazı “kapkaççı” partilerde , transfer bedellerinin, o çok aranan ünlü sporcularınki kadar kabarık olduğu konuşuluyor ya! Neyse! Neden politikacılar? Çünkü beğenseniz de beğenmeseniz de günün beş vaktinde onların yüzünü görüp onların marifetlerini duyarsınız, en önemlisi,sizin de yedi ceddinizin kaderi de onların elindedir ne yazık! Kıbrıs sorunu oluşturullalı beri onlarca senedir toplum olarak ,buna Rumca konuşanlar da dahildir,bir paranoya içinde yaşıyor insanlar.. Nedir bu paranoya? |
|
Devamini oku...
|
|