| "Havuzlu Villa" ların Keyfini Sürmek... |
|
|
| Yazar Hasan Kahvecioğlu | |
| 01 September 2009, Tuesday | |
|
Bundan birkaç yıl önce, gelmiş geçmiş hükümetlerle, bakanlarla “iyi geçinmiş olan” bir işadamı televizyonda konuşuyordu... -Kıbrıslı Türkler havuzlu villa yapmayı bilmiyorlardı... Ben villamın havuzunu inşa ederken çok büyük zorluklar yaşadım... Bu konuda öncülük ettim ve daha sonraları villa yapanlar mutlaka villalarına havuz da inşa ettiler... Zenginlerin yaşamına “havuzlu villa”yı sokan işadamının gururu büyüktü... Ülkenin su sorununu düşünecek durumda değildi... Peki “Havuzlu villa” devrimini yapınca ne oldu? Memleketin yer altı su kaynaklarına müthiş bir “saldırı” başladı... Kimisi şebeke suyundan havuzunu doldururken, bunu yapamayanlar da “tanker”lere mahkum oldular...Neredeyse, yeni bir “sektör” oluştu... Avlusunda, bahçesinde kuyusu olanlar, Rumun arazisinde hazır su kuyularına konanlar tankerlere su satmaya başladılar... Peki yerin altındaki bu sular kimindi? Bunu kimse sorgulamadı... Siyasetçiler, yeraltı su kaynaklarının bir gün tükenebileceğini akıllarının ucuna bile getirmek istemediler... Bu konuya hiç ama hiç dokunmadılar... Ne villalı zenginlerin keyiflerine dokunabildiler, ne de denetimsiz yerin altındaki zenginliği çekerek satanlara “Durun” diyebildiler... Yaşamsal bir yeraltı zenginliğimiz havuzlu villarda “keyif suyu”na dönüştü... Tankerlerciler, kuyu sahipleri, villa sahipleri hepsi birden bu “keyfi” doyasıya tattılar... Ülkedeki göletler ardı ardına kurumaya başladı... Cumhurbaşkanı Talat ve partili bakanları, yaşamlarında ilk kez “golf” topuna vurarak çim saha patronları ile fotoğraf çektirirken, “Bu derenin suyu nereden geliyor?” diye merak etmediler... Çim golf sahaları yapımı için ihalesiz verdikleri dönümlerce arazilerin sulanmasında çekilen yeraltı sularının kuruttuğu göletleri hiç ama hiç akıllarının ucuna bile getirmediler... Kahkahayla, kihkihi ile “golf” topuna aşkla vurdular, tekelci patronların değirmenine su taşıdılar... Sonunda, Colony aslanlarına bu “kıyakları” yapanlar çekip gittiler... Gelenler ise hiç ama hiç farklı davranmadılar... Yeni hükümetin bazı bakanları da aynı patronların “doğum günü” pastalarını keyifle kestiler... Onları yalnız bırakmadılar... Adeta “Biz de, bizden öncekiler gibi bu ülkenin zay edilen suyunun hesabını sormayacağız” demek istediler. Geçenlerde son kalan bir gölet daha kurudu... Canlılar yok oldu... Bir belediye gölete birkaç tanker su boşaltarak canlıları kurtarmaya çalıştı... Kimse bununla da ilgilenmedi... Etrafımızdaki denize ve Yahudi girişimciliğine dayadık şimdilerde arkamızı... Deniz suyunu Yahudiler çıkaracak, devlete satacak ve bizler de kana kana içeceğiz... Bu yüzden villalarda havuzlar dolmaya, boşalmaya devam edecek... Kuyulardan isteyen, dilediği miktarda suyu çekebilecek... Her köye çim sahası yapmak ve oy toplamak alışkanlığımız sürecek... Bizler de, haftada iki kez, Belediye yeterli su vermiyor diye Kermiya’da tankerle evimize su alacağız... Tankercinin taşıdığı suyun kaynağını, sağlığa uygunluğunu ise tam bir “Allaha emanet” çaresizliği içinde sineye çekeceğiz... “Devlet”i yönetenler de kılını kıpırdatmayacak, üstüne üstlük bir de Lefkoşa’ya kapalı yüzme havuzu yapacaklar... Bir “müze”si bile olmayan bir başkente trilyonlar harcayarak yüzme havuzu yapan “akıllı”lara kimse hesap sormayacak mı? Devlet olmaktan söz ederken “Kuru kalabalık” görüntüsü verdiğimizi acaba ne zaman anlayacağız?
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













