SIKMAYIN CANINIZI. ÖYLE BÖYLE SÜRER İŞLER Yazdir E-posta
Yazar Esref Çetinel   
26 July 2010, Monday
Siyasi soruna yönelik görüşmelerin hangi sularda seyrettiğini zaman zaman Dovner’in  “iyi gidiyor” demesinden öte var mı bir bilen?  Bir de Eroğlu ile Hristofyas arasında başlayalı beridir  görüşmelerin “mülkiyet konusunda”  sürdürüldüğünü biliyoruz  da ne?                                              Hristofyas  tapusu kimdeyse  mülkünün sahibi odur  dolayısıyle o mülkün tasarrufu da o şahsa ait olacaktır hükmünde ısrar ederken,  tutun ki bir de Eroğlu’nun  tazminat ve takas formülü üzerinde durduğunu biliyoruz.  
Doğrusu hiç de ilgilenmiyoruz. Neredeyse görüşmeler gündemden düştü.   Oysa Talat dönemi öyle miydi ya?  Güne başlarken  tek kişi yoktu ki    “Hristofyas ne dedi,  Talat ne söyledi” haberlerine yorum tutmasındı.  Gazetelerin manşetleri de sürekli görüşmelerin seyri ile  vitrinlenirdi.  
Demek ki Eroğlu’nun yoğurt yiyişi farklı.  Siyasi sorunu gündemin tali unsuru yaparken dolayısıyle  ekonomi  asli  sorun olarak öne çıktı. 
   

HEP AYNİ SÜRECİ YAŞIYORUZ:  Hem yönetsellik hem  halk ilgisi yönünden. Mesela ya  siyasi sorunla didişmek zorunda bırakılıyoruz yahut  ekonomik sorunlarla boğuşmaya itiliyoruz.    İkisini dengeli şekilde hiçbir devrede götüremediklerinden, bizi oyuncakları haline getirdikleri tahtaravallinin uçlarına koyup siyasetle uçururlarken ekonomi ile batırmak,  ekonomi derken siyaseti harcamak kaderinde durmadan kaldırıp indiriyorlar!    
Mesela Talat görüşmelerle popüler olduydu.  Fakat o popülaritesi ne Hristofyas’la varacakları çözüme kapı açtıydı ne de belirgin bir umut yarattıydı.  
Buna karşılık CTP  hükümetini muhalefet yapmasını beceremeyen UBP karşısında gündemden kaçırtarak rahatlattıydı.   Ta ki günün birinde Başbakan Soyer  “hazine kurudu haydi erken seçime”  deyiverene kadar!  
Yani millet Talat’ın yarattığı siyasi gündem içinde boğulurken,  CTP hükümeti de ortağı Avcı ile memleketi halletmekle meşguldü!
Tabi Talat giderken yerine bıraktığı Eroğlu’na meram anlamayan bir Hristofyas’la müzminleşen çözümsüzlüğü,  Soyerli hükümet de giderken iflas etmiş devleti miras bırakıyordu… Şimdi başımıza gelen kazalar işte bu mirasların sonucudu!.     
AMMA VE LAKİN:  Anlaşılıyor ki yöneticilerin  değişmesi ne memleketin ne de  vatandaşların kaderinin değişmesi anlamına gelmiyor.  Birbirlerinden kavga ederek çeke söke devraldıkları iktidar  görevini yüklendiler miydi politik adları ile kariyerleri ne olursa olsun değişmeyen metotlarda  memleketi batırmaya devam ederler…
Tabi Erdoğan gibi kafası her zaman kızgın komutana çatıp başlarına başlarına indirilen topuzlardan bunaldılar mıydı da acılarının ahı  ile kahırlarını halktan çıkartırlar…
KISACA:  Kıbrıs nedir ne değildir,  hangi sularda seyrediyor,  Kosova örneğine sığar mı yoksa çok mu dar gelir,  TC verir yer,  vermediğinde inler falan diyerek yormayın kafanızı.  İşinize bakın,  bunlar da gider ötekiler gelir. Kuzey biraz daha Türkiye’nin malı olurken   Güney’deki Rum hava alır,  Kuzey’deki ayva yer,  öyle böyle sürer işler!    
      
 
< Önceki   Sonraki >