NATURAMIZIN AYNASINDAKİ ''GİT BE İŞİNE'' DEVLETİ Yazdir E-posta
Yazar Esref Çetinel   
27 July 2010, Tuesday
Bir yakınım tatil için ailesi ile birlikte Antalya’ya gittiydi.  Kaldıkları otelle verilen hizmetin mükemmelliğini söyleye söyleye bitiremiyordu ki  söz konusu olan yabancı turistlerle birlikte iki bini aşkın insan.  “Kıbrıslı da var mıydı” diye sorduydum,    “Bin kişinin içinde işte bunlar  Kıbrıslıdır diyeceğiniz kadar!”  Ve eklediydi:
“Konuşmaları,   oturup kalkmaları,  yemeleri içmeleri,  eğlenmeleri ile  işte bizim insanımız dedirterek!”  
Anladık çünkü biz de biliyorduk.  O pervasız ve kendini her daim kalabalıklar içinde dünyanın odağı zanneden,  etrafına bakıp bakıp,      siz de kimsiniz be dercesine gülen,  konuşurken odun gibi kelimelerle kafa yarıp göz çıkartan…
          

Ada insanı!  Ki Güney’in Rum’u bin beterdir Kuzey’dekinden.  Mesela bir arkadaşım geçen gün soruyordu:  Bizden başka hangi ülkenin insanı  yüz metre ötede gördüğü tanıdığına bin kişinin arasında da olsa  “napan be”  diye bağırarak hal hatır sorar?   En ciddi tartışmaların bile    “git be işine sen de”  laflarında değer bulduğu  da cabası!  
Zaten Meclis’e bakıp işte mustramız demez misiniz?  Ki o çatı altında elli millet vekili vardır.  Meramlarını anlatıp düşüncelerini ortaya koymak için önce birbirlerini kalaylarlar,  yeterli olmazsa birbirlerinin cemaz’ül evveliyatlarını sererler iplere.  
Eh meclis dediğiniz,  neyse Müslüman’ın camisi  milletin vekilinin  de  mekânıdır.  Konuşur takışır,  dövüşür yırtınır fakat sonuçta  “her şey vatan için”  hükmünde salâha varılır.  Oradan çıkan kanunlar devleti payidar kılar,  halkı esenlik ve mutluluğa taşır.
ALLAH İNANDIRSIN.  Geçen gün sendikaların Özel Nitelikli Kurum ve Kuruluşlar,  Kamu Bankaları,  Kamu Eliyle Yönetilen Bankalar ve Bu Bankaların İşletme ve İştiraklerinde Aylıkların Düzenlenmesi Yasa Tasarısının görüşülmesi sırasında  (ki bu tasarıya neresinin olduğu belli değil  “reform” diyorlar)   Meclis’te yine arbede koptuydu.   
Sendikalar izleyici locasından kendilerine özgü tepkileriyle protestolarını sunarlarken Meclis salonunda da  iktidarla muhalefet arasında en naçiz kelimelerle tartışmalar oluverdiydi! Tasarı ertelenirken KTHY’ları da  sanki bilinmiyormuş gibi niçin batırıldığıyla yeniden gündeme geldiydi!
Sonuç:  Muhalefet ve sendikalar  bir sıfır galip!  Rövanşı Perşembeye!  
TAM OTUZ ALTI YILDIR AYNİ HİKÂYE:  Geçen gün bir sohbette konu yaptıydım.  Bir yanda sendikalarla STÖ öte yanda Meclis’te grubu bulunan iktidar ve muhalefet partileri.  Ki bu elli kişilik Meclis gün gele Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin oluştuğunu alkışlarla kabul edip karara bağladıydı da kapısından çıkıp yollara düştüklerinde ilk söyledikleri içine yapayım dercesine   “Ka Ka”  olduydu!   Zaten sonrasında da Denktaş’ın Devleti yakıştırmasında afişe edildiydi.  Asla Kıbrıs Türk halkının malı olmadıydı ki Annan planıyla dağıtılması için sandıklardan evet çıktıydı!  
Bizim derdimiz bu değil ama:  Söz konusu sohbette sorduktu:  Onca sendikalar,  STÖ’leri,  Milletvekilleri,  Meclis,  Anayasa,  yönetim organları,  seçimler,  iktidarlar,  muhalefetlerle  eğer hep birlikte devlet olmuşsak millet kimliğinde nereden nereye taşıdık Kuzey Kıbrıs’ı?  
Mesela demokrasinin en alasında söz saz hakkına sahip sendikalar bizatihi sorumlu olmalarına  karşın KTHY’nı mı kurtardılar yoksa DAÜ’yü mü?  Sağlığı mı turizmi mi? Tarımı mı Eğitimi mi?                                          Ve muhalefet partileri ile gelip giden iktidarlar:   Otuz altı yılın demokrasisini tepe tepe kullanırlarken Kıbrıs Türk halkına ne verdiler ki boğazlarda dizlerde durmasın!    Sonunda da  Ankara’ya,  “siz kendinizi yönetemiyorsunuz dolayısıyle görevi ben devralıyorum” dedirtmediler mi?            Buna karşılık   iktidarı muhalefeti,  sendikaları birlikleri hâlâ efelenip şişinirlerken,  “git işine be”  diyerek kavga ediliyorlar.  Gün ola seyran ola.  Durun bakalım kim kimi gönderecek işine?       
 
< Önceki   Sonraki >