ÖNEMLİ OLAN VE İNGİLİZ YİNE SAHNEDE Yazdir E-posta
Yazar Esref Çetinel   
28 July 2010, Wednesday
Aylardır 40 lira kilosundan et niyetine  kazık yeyiyoruz kimsenin gıkı çıkmıyor fakat    Veteriner Dairesinden birileri  kesilmiş veya ölmüş hayvanları yeniden kaydedip bir firmaya  kanunsuz kıyak çektiği için haberleri  neredeyse sekiz şiddetinde debrem olmuşcasına manşetlere çıkıyor..
Yani Vatandaşın yediği kazık önemli değildir.  Önemli olan aleverelerle  daleverelere konu olan işlerdir.    
Nitekim yıllardır memleketteki icraatlar  bu mentalite üzerine oluşur.    Mesela sendikaların sendikal işlevleri değil  ne kadar siyaset yaptıkları ile yirmi dört saate kaç tane eylem ve grev sıkıştırdıkları önemlidir.
Mesela hastanelerde yeterince ilaç bulunamaması, anestezi uzmanının yokluğundan dolayı ameliyatların yapılamaması,  muayene için kuyruklarda bekleniliyor olması önemsiz olaylardır.  Fakat  istendiği anda doktorundan hemşiresine kadar her isteyenin  anında ve aksatmadan iş bırakma eylemi yapması hem önemlidir hem demokrasidir…
       

Uzar gider ki bu memlekette kimseler  esas olan işleriyle  değil,  üstlerine vazife olmayan işlerle uğraşırlar.  O zaman da herkesler kendilerinin olanı değil,  başkalarının hayatlarını yaşarlar!  
HAYRET,  NE OLDU İNGİLTEREYE
    Yeni İngiltere Başbakanı Cameron Türkiye’yi ziyaret etti.  Erdoğan’la yaptığı Basın toplantısını ekranlarda izledim.  Tüm aykırı düşüncelerime karşın  “bu Erdoğan müthiş adamdır”  dedim.  Karşısında kim olursa olsun,  Obama,  Cameron veya Papandreu, sadece idare etmiyor,   kendisini cazibe merkezi yapıyor.  Tabi kantarın topuzunu kaçırdığında  “van münit”   diyor ama o da dünya malı oluyor!
    Gelelim Başbakanı’nın Türkiye’yi ziyaret ettiği İngiltere’ye:   Kıbrıs’ın üç grantöründen birisi.  Adada 256 km karelik  koçanlı toprakları var,  üs olarak kullanıyor.  Güney’i de   İngiltere Uluslar Topluluğuna (commonwealth)  dahil etmiş. .
 Ayni zamanda ABD’nin stratejik akıl hocası olan  bu İngiltere  eğer isteseydi  Kıbrıs sorununu şıp diye çözerdi ama bu güne kadar parmağını oynatmadı.  Üstelik belki de sorunu çözümsüz bırakmak için Kuzey’i   “işgalci Türkiye’nin emrindeki halk”  olarak gördü,  buna karşılık   Rum’la  askeri ekonomik her türlü işbirliği ve anlaşmayı yapıverdi!
İşte bu İngiltere’nin Başbakanı Cameron Türkiye’yi ziyaretinde  “AB üyeliğinizi desteklemek için buradayım”  da dedi,  “Türkiye’nin olmadığı bir AB daha güçlü değil,  daha zayıf olacaktır”  da dedi.
Ve Sarkozi ile Merkel’in politikalarını onaylamadığını, TC’ye sadece AB’nin  arka bahçesini koruma görevi yakıştırmalarını kınadığını söyledi…  
Belli ki şu dönemlerde ekonomik yönden sıkıntılı olan İngiltere,  krizi büyük yara almadan atlatan Türkiye’ye yeni kapılar açmak istiyor.  Tabi her zamanki gibi bu ziyaretin bizi ilgilendiren yanı   İngiltere-Türkiye ilişkilerinin Kıbrıs sorununa yansıyacak tarafı oluyor.  
Ki haberlere göre Kıbrıs sorununu da görüşmüşler erken zamanda çözüm temenni etmişler.
Pekala İngiltere bu çözümü sağlama çabalarına nasıl katılıyor?   Mesela AB’nin üyesi olması için savaşacağını söyleyen Cameron, Kıbrıs sorunu çözülmeden imkânı yok Türkiye’yi üye yapmayacaklarını bilmiyor mu?  
Ve seksen iki yıl Kıbrıs’ı yönetmiş sömürgeci olarak Türk Rum halklarının  “birleşik”  statüde ada yönetimine ortak olamayacaklarının farkında değil midir?  Mümkün mü?  
…İngiltere’ye hiçbir devrede güvenmedik.  Şimdi sahnede Cameron vardır.  Bakarsınız bu başbakanları İngiliz gibi düşünmez.  İşte o zaman çözüm için,  “vardır bu İngilizde”  umut diyebiliriz!      
 
 
< Önceki   Sonraki >